
Sayfa:  
Page:  
/



1
/
1

Bergama 3B İnteraktif Modeller
Bergama 3D Interactive Models
MÖ 2. yüzyıla tarihlenen aşağı agora, Pergamon antik kenti için pazar ve toplanma yeri işlemi gören bir alan olmuştur. Yapı 80 x 50 m. ölçülerinde, Dor düzeninde inşa edilmiştir. Aşağı agora alanının dört tarafı sütunlu galeri ile çevrilmiştir ve agorada iki katlı bir stoa yer almaktadır. Yapıya eklenen katlar topografya göz önüne alınarak inşa edilmiştir. Örneğin güney galeri, yamaçta kurulması sebebiyle, alt kata sahipken kuzey galeri ise topografyadan dolayı ikinci bir üst kata sahiptir. Agorada tespit edilen dikili levhalarda, toplum hayatının kanunları yazılıdır. Agoranın ortasında bir kuyu bulunmaktadır; bu kuyunun suyu, kuzeydeki konsül Attalos evinin büyük sarnıcından kayalar arasından akarak beslenmektedir.
The lower agora, dated to the 2nd century BC, was a market and gathering place for the ancient city of Pergamon. The structure measures 80 x 50 meters and was built in Doric style. The lower agora area is surrounded by a columned gallery on all four sides and there is a two-storey stoa in the agora. The floors added to the building were built considering the topography. For example, the south gallery has a lower floor due to its installation on the slope, while the north gallery has a second upper floor due to the topography. The laws of social life are written on the standing plates found in the agora. There is a well in the middle of the agora; the water of this well is fed by flowing between the rocks from the large cistern of the consul Attalos house in the north.
Pergamon antik kentindeki en büyük ve gösterişli çeşmelerden biri aşağı agorada yer alan ve II. Eumenes dönemine (MÖ 221-154) tarihlenen çeşme yapısıdır. Çeşme 21 x 3.15 m. boyutlarında anıtsal bir görünüme sahiptir. Çeşmenin ön yüzü duvar şeklinde alçak bir setle çevrilmiş, arkasında ise bir su haznesi konulmuştur.
One of the largest and most spectacular fountains in the ancient city of Pergamon is the fountain structure located in the lower agora and dated to the Eumenes II period (221-154 BC). The fountain has a monumental appearance, measuring 21 x 3.15 meters. The front face of the fountain is surrounded by a low wall in the form of a wall, and a water reservoir is placed behind it.
Sayfa:  
Page:  
/
1
/
1
2014 yılında Dünya Kültür Miras Listesine giren Pergamon, Hellenistik Dönem’de kurulmuş olması nedeniyle, Yunan stilinin doruğa ulaştığı bu dönem karakterinde, gelişen teknolojik donanım sayesinde çevrenin sağladığı imkanların ötesinde yapılmış gösterişli mimari ve heykeltıraşlık eserler ile öne çıkmaktadır. Bölgede üretimi yapılan kuzu ve keçi derilerinden yapılan parşömen, Mısır’da üretilen papirüslere karşı önemli bir rakip olarak karşımıza çıkmaktadır. Pergamon, M.Ö. 283 yıllarında, Büyük İskender’in ardılları, Attaloslar tarafından kurulmuştur; Philetairos’un kurucusu olduğu bu güçlü krallık, 150 yıllık siyasi, ekonomik ve kültürel yönden zenginlikle varlığını sürdürmüştür. Tarih boyunca çeşitli işgallere ve yıkımlara maruz kalan kent, III. Attalos’un vasiyeti ile birlikte, Akdeniz’in hakim gücü Roma tarafından da yönetilmiştir, Asya eyaletinin başkenti olmuştur. M.Ö. 3. yüzyıldan itibaren, Roma İmparatorluğu’nun güç kaybetmeye başlaması ve ikiye ayrılma süreci ile birlikte Bergama yeni bir din olan Hıristiyanlığın etkisinde, şekillenmeye başlamıştır. M.S. 8. yüzyıllarda, Bergama, Arap akınlarına maruz kalmış, 14. yüzyıl başlarında ise Menteşe Beyliği topraklarına katılmıştır. 1345 yıllarında, Orhan Gazi tarafından Osmanlı topraklarına dahil olmuş ve böylece kentte Türk dönemi başlamıştır.
The traces of the settlement in the region where the ancient city of Hypaipa is located can be traced back to 3 thousand BC. After being under the rule of Phrygian, Lydian, Persian, Bergama and Roman, Birgi region ruled to the Byzantine Empire. It was called Pyrgion or Pyrgi (Dioshieron and Chrisopolis) as a fortress-city on a high position overlooking the plain in the hands of Byzantium. Turning into a metropolitan center in 1193-1199, Pyrgion was probably captured in 1304, after the Catalans who were sent to the region by the Byzantines, by Sasa Bey, the son-in-law of Menteşe Bey, who was active in the region, in the late 13th century. Aydınoğlu Mehmed Bey, who participated in the expedition, captured this place in 1307 and made it the center of the principality he founded. He had a mosque, tomb and madrasah built here in 1312. The region under his rule began to be called Memleket-i Birgi. Birgi was abandoned to the Ottomans by Isa Bey by 1391. However, after the Battle of Ankara, in which the Ottomans were defeated, it fell into the hands of Aydınoğulları again. During the reign of Murad, the city definitely came under Ottoman rule. Birgi, which remained under Ottoman rule for more than five centuries, was under Greek occupation between 1919-1922. Most of the structures in Birgi were destroyed by burning during the withdrawal of the Greek Army. The most important historical monument of Birgi that survived the destruction is the Mehmed Bey Mosque and Tomb, also known as the Ulucami. In addition to Aydınoğlu Mehmed Bey, there are graves belonging to Umur Bey, İsa Bey and Sahadır Bey in the tomb. Among the other important monuments, the Derviş Ağa Mosque, which Evliya Çelebi mentioned, as well as the Kurşunlu Mosque and Karaoğlu Mosque are still standing.