Aydınoğlu Mehmet Bey Camii

Birgi 3B İnteraktif Modeller

Aydınoğlu Mehmet Bey Mosque

Birgi 3D Interactive Models

Sanal Gezi

Virtual Tour

DİKKAT!

Işığa duyarlı epilepsi:
Geçmişte epilepsi ya da nöbet geçirdiyseniz kullanmadan önce doktora danışın. Belirli şekiller ya da titreşimler daha önce nöbet geçirmemiş kişilerin nöbet geçirmesine neden olabilir.

WARNING!

Photosensitive epilepsy:
If you have had or are prone to epileptic episodes or seizures, please consult your physician before use. Certain shapes and/or vibrations may cause manifestation of epileptic symptoms in individuals who have no history of seizures or epilepsy.

  • Tam Ekran

    Full Screen

  • Önbelleği Temizle

    Clear Cache

Sanal Gezi

Virtual Tour

ÜZGÜNÜZ

Mobil cihazlar için Sanal Gezi özelliği çalışmaları devam etmektedir.
Lütfen masaüstü sürümünü kullanınız.

SORRY

Virtual tour feature work for mobile devices continues.
Please use the desktop version.

Aydınoğlu Mehmet Bey Camii


Aydınoğlu Mehmed Bey döneminde H.712 / M.1312-13 yıllarında yaptırılmıştır. Ulu Camii, külliye yapısının içinde yer almaktadır. Bugün türbe ayaktadır fakat medreseden hiçbir iz kalmamıştır. Bu alan bugün şehrin merkezini oluşturmaktadır. Kare planlı bir yapısı vardır. Mihrabın bulunduğu duvara kuzey-güney yönünde uzanan beş sahına bölünmüştür. Sahınlardan ortadaki diğerlerine göre daha geniş ve yüksek olarak yapılmıştır. Mihrabın önü kare bir alana dönüştürülmüş ve üstü kubbe ile örtülmüştür. Kuzey ve doğu cephelerinin ortasında iki tane giriş bulunmaktadır.

Evliya Çelebi'nin kaydına göre, batı cephesinde üçüncü bir kapının yer aldığı kaydedilmiştir. Kuzey, güney ve doğu cephelerinde üst seviye pencereleri dört tanedir. Pencere sayısı batı cephesinde sekize çıkmıştır. Bütün bunlardan batı cephesinin sürekli onarım geçirdiğini düşünülebilir. Kuzey cephe önünde 1944 yılına kadar son cemaat yeri olduğu bilinmektedir. Caminin üzeri çift eğimli kurşun kaplı sivri çatıyla örtülüdür. Kuzey ve batı cepheleri, moloz taş – tuğla karışımı malzeme, güney ve doğu cepheleri ise daha özenli iri mermer bloklarla inşa edilmiştir. Doğu cephede alttan yaklaşık iki metre yüksekliğe kadar olan kısım, moloz taş ve yer yer tuğla duvar örgüsüne sahiptir. Cephelerinde tamamında ara ara devşirme malzeme görülmektedir. Camiinin güneydoğu köşesinde, doğu cepheye paralel yerleştirilmiş, taştan yontulmuş, devşirme bir aslan heykeli vardır. Doğu cephesi üzerindeki girişe, dört basamaklı bir merdivenle ulaşılmaktadır. Girişin cephe boyunca yükseldiği görülmektedir, üzeri ahşap bir sundurma ile örtülüdür. Batı cephesinin köşesinde bir minare yerleştirilmiştir. Kaidesi düzgün kesme taşlarla örülmüştür. Bu kısımdan hemen sonra silindirik gövde üzerinde, kırmızı tuğla ve firuze renkli sırlı tuğlalarla oluşturulmuş, üç değişik bölüm halinde düzenlenmiş bir süsleme görülmektedir. Alttan başlayarak ilk kısımda, firuze sırlı tuğlalarla, kırmızı renkli tuğlalar, dönüşümlü olarak zikzak şekilli yerleştirilmiştir. Buradan firuze renkli çinilerle bir bilezik oluşturarak ikinci bölüme geçilir, yine aynı tarz malzeme kullanılarak, baklava dilimli motifler elde edilmiş olduğu görülür. Bu süsleme şerefenin altına kadar devam etmiş, petek kısmı ise, yatay zikzak motiflerle süslenmiştir. Külah kısmı, kurşun kaplıdır. Batı cephesi, güney köşede minarenin gövdesine bağlanmıştır.

Aydınoğlu Mehmet Bey Mosque


It was built during the reign of Aydınoğlu Mehmed Bey in 1312-13. The Ulu Mosque is located inside the complex. Today, the mausoleum is still standing, but no trace of the madrasa remains. This area is the center of the city today. It has a square planned structure. It is divided into five naves extending in the north-south direction to the wall where the mihrab is located. The front of the mihrab has been transformed into a square area and is covered with a dome. There are two entrances in the middle of the north and east facades.

According to Evliya Çelebi's record, it is noted that there was a third door on the western façade. There are four upper level windows on the north, south and east facades. There are eight windows on the west façade. It is known that it was the last congregation place in front of the northern front until 1944. The top of the mosque is covered with a double pitched lead-coated pointed roof. After this section, an ornamentation formed on the cylindrical body with red brick and turquoise colored glazed bricks, arranged in three different sections is seen. Starting from the bottom, in the first part, turquoise glazed bricks and red colored bricks are placed alternately in a zigzag shape. From here, a bracelet with turquoise colored tiles is formed and the second section is passed. It is seen that lozenge sliced motifs were obtained by using the same style material. This decoration continued until the bottom of the minaret balcony, and the honeycomb part was decorated with horizontal zigzag motifs. The cone part is lead coated. The western façade is connected to the body of the minaret in the south corner.

Birgi Hakkında

Birgi Tarihçesi

About Birgi

Birgi History

X

Hypaiapa antik şehrinin yer aldığı bölgede yerleşmenin izleri MÖ 3 binlere kadar takip edilebilir. Birgi yöresi sırasıyla Frig, Lidya, Pers, Bergama ve Roma hâkimiyetinde kaldıktan sonra Bizans idaresine geçti. Bizans’ın elinde savunma amacıyla ovaya bakan yüksek bir mevkide kale-şehir olarak Pyrgion veya Pyrgi (Dioshieron ve Chrisopolis) adlarıyla anıldı. 1193-1199 yıllarında bir metropolitlik merkezine dönüşen Pyrgion, XIII. yüzyıl sonlarında bölgede faaliyet gösteren Menteşe Bey'in damadı Sasa Bey tarafından Bizanslılar tarafından bölgeye gönderilen Katalanların çekilmesinden hemen sonra muhtemelen 1304'te şehir ele geçirildi. Sefere katılan Aydınoğlu Mehmed Bey ise burayı 1307'de ele geçirerek kurduğu beyliğin merkezi yaptı. 1312'de burada bir cami, türbe ve medrese inşa ettirdi; onun hâkimiyetindeki bölge Memleket-i Birgi adıyla anılmaya başlandı. Birgi 1391'e doğru İsa Bey tarafından Osmanlılara terk edildi. Fakat Osmanlıların yenilgiyle ayrıldığı Ankara Savaşı'ndan sonra tekrar Aydınoğulları'nın eline geçmesine rağmen II. Murad döneminde şehir kesin olarak Osmanlı hâkimiyetine girdi.

The traces of the settlement in the region where the ancient city of Hypaipa is located can be traced back to 3 thousand BC. After being under the rule of Phrygian, Lydian, Persian, Bergama and Roman, Birgi region ruled to the Byzantine Empire. It was called Pyrgion or Pyrgi (Dioshieron and Chrisopolis) as a fortress-city on a high position overlooking the plain in the hands of Byzantium. Turning into a metropolitan center in 1193-1199, Pyrgion was probably captured in 1304, after the Catalans who were sent to the region by the Byzantines, by Sasa Bey, the son-in-law of Menteşe Bey, who was active in the region, in the late 13th century. Aydınoğlu Mehmed Bey, who participated in the expedition, captured this place in 1307 and made it the center of the principality he founded. He had a mosque, tomb and madrasah built here in 1312. The region under his rule began to be called Memleket-i Birgi. Birgi was abandoned to the Ottomans by Isa Bey by 1391. However, after the Battle of Ankara, in which the Ottomans were defeated, it fell into the hands of Aydınoğulları again. During the reign of Murad, the city definitely came under Ottoman rule.

Beş yüzyılı aşkın süre Osmanlı egemenliğinde kalan Birgi 1919-1922 yılları arasında Yunan işgali altında kaldı. Birgi’deki yapıların büyük kısmı Yunan Ordusunun çekilmesi sırasında yakılarak tahrip edilmiştir. Birgi'nin tahribattan kurtulan en önemli tarihi eseri Ulucami olarak da bilinen Mehmed Bey Camii ve Türbesi'dir. Türbede Aydınoğlu Mehmed Bey'den başka Umur Bey, İsa Bey ve Sahadır Bey'e ait mezarlar bulunur. Diğer önemli abideleri arasında Evliya Çelebi'nin de bahsettiği Derviş Ağa Camii ile Kurşunlu Camii ve Karaoğlu Camii ayaktadır.

Birgi, which remained under Ottoman rule for more than five centuries, was under Greek occupation between 1919-1922. Most of the structures in Birgi were destroyed by burning during the withdrawal of the Greek Army. The most important historical monument of Birgi that survived the destruction is the Mehmed Bey Mosque and Tomb, also known as the Ulucami. In addition to Aydınoğlu Mehmed Bey, there are graves belonging to Umur Bey, İsa Bey and Sahadır Bey in the tomb. Among the other important monuments, the Derviş Ağa Mosque, which Evliya Çelebi mentioned, as well as the Kurşunlu Mosque and Karaoğlu Mosque are still standing.

Sayfa Sayısı:

/

Birgi Hakkında

Birgi Tarihi

About Birgi

Birgi History

X

Hypaiapa antik şehrinin yer aldığı bölgede yerleşmenin izleri MÖ 3 binlere kadar takip edilebilir. Birgi yöresi sırasıyla Frig, Lidya, Pers, Bergama ve Roma hâkimiyetinde kaldıktan sonra Bizans idaresine geçti. Bizans’ın elinde savunma amacıyla ovaya bakan yüksek bir mevkide kale-şehir olarak Pyrgion veya Pyrgi (Dioshieron ve Chrisopolis) adlarıyla anıldı. 1193-1199 yıllarında bir metropolitlik merkezine dönüşen Pyrgion, XIII. yüzyıl sonlarında bölgede faaliyet gösteren Menteşe Bey'in damadı Sasa Bey tarafından Bizanslılar tarafından bölgeye gönderilen Katalanların çekilmesinden hemen sonra muhtemelen 1304'te şehir ele geçirildi. Sefere katılan Aydınoğlu Mehmed Bey ise burayı 1307'de ele geçirerek kurduğu beyliğin merkezi yaptı. 1312'de burada bir cami, türbe ve medrese inşa ettirdi; onun hâkimiyetindeki bölge Memleket-i Birgi adıyla anılmaya başlandı. Birgi 1391'e doğru İsa Bey tarafından Osmanlılara terk edildi. Fakat Osmanlıların yenilgiyle ayrıldığı Ankara Savaşı'ndan sonra tekrar Aydınoğulları'nın eline geçmesine rağmen II. Murad döneminde şehir kesin olarak Osmanlı hâkimiyetine girdi.

Beş yüzyılı aşkın süre Osmanlı egemenliğinde kalan Birgi 1919-1922 yılları arasında Yunan işgali altında kaldı. Birgi’deki yapıların büyük kısmı Yunan Ordusunun çekilmesi sırasında yakılarak tahrip edilmiştir. Birgi'nin tahribattan kurtulan en önemli tarihi eseri Ulucami olarak da bilinen Mehmed Bey Camii ve Türbesi'dir. Türbede Aydınoğlu Mehmed Bey'den başka Umur Bey, İsa Bey ve Sahadır Bey'e ait mezarlar bulunur. Diğer önemli abideleri arasında Evliya Çelebi'nin de bahsettiği Derviş Ağa Camii ile Kurşunlu Camii ve Karaoğlu Camii ayaktadır.

The traces of the settlement in the region where the ancient city of Hypaipa is located can be traced back to 3 thousand BC. After being under the rule of Phrygian, Lydian, Persian, Bergama and Roman, Birgi region ruled to the Byzantine Empire. It was called Pyrgion or Pyrgi (Dioshieron and Chrisopolis) as a fortress-city on a high position overlooking the plain in the hands of Byzantium. Turning into a metropolitan center in 1193-1199, Pyrgion was probably captured in 1304, after the Catalans who were sent to the region by the Byzantines, by Sasa Bey, the son-in-law of Menteşe Bey, who was active in the region, in the late 13th century. Aydınoğlu Mehmed Bey, who participated in the expedition, captured this place in 1307 and made it the center of the principality he founded. He had a mosque, tomb and madrasah built here in 1312. The region under his rule began to be called Memleket-i Birgi. Birgi was abandoned to the Ottomans by Isa Bey by 1391. However, after the Battle of Ankara, in which the Ottomans were defeated, it fell into the hands of Aydınoğulları again. During the reign of Murad, the city definitely came under Ottoman rule.

Birgi, which remained under Ottoman rule for more than five centuries, was under Greek occupation between 1919-1922. Most of the structures in Birgi were destroyed by burning during the withdrawal of the Greek Army. The most important historical monument of Birgi that survived the destruction is the Mehmed Bey Mosque and Tomb, also known as the Ulucami. In addition to Aydınoğlu Mehmed Bey, there are graves belonging to Umur Bey, İsa Bey and Sahadır Bey in the tomb. Among the other important monuments, the Derviş Ağa Mosque, which Evliya Çelebi mentioned, as well as the Kurşunlu Mosque and Karaoğlu Mosque are still standing.

Birgi Hakkında

3B Modeller

About Birgi

3D Models

X