Bugün labirent misali dar sokaklarında adımladığımız Kemeraltı Çarşısı, 18. yüzyılın sonlarına kadar denizle kaplıydı ve kentin iç limanı konumundaydı. Bu tarihlere kadar İzmir’e gelen gemiler iç limana girer ve buradaki iskelelere yüklerini boşaltırlardı. Zaman içerisinde dolmaya başlayan bu bölge, İzmir merkezli ticaretin artmasıyla beraber büyük bir çarşıya dönüşmüştür.
Kemeraltı Çarşısı’nın doğuşuna giden yolda, 17. yüzyıl boyunca iç liman kıyısında beş cami inşa edilmiştir. İç limanın hemen girişinde bulunan ve kentin savunması açısından kritik öneme sahip olan Liman Kalesi’nin (Aşağı Kale/Ok Kalesi olarak da bilinmektedir) yanı başında inşa edilen Hisar Camii, bu bölgede inşa edilen ilk camidir. Onu sırasıyla Şadırvan, Başdurak, Kestanepazarı ve Kemeraltı camileri takip etmiştir. Aralarında 100 ila 300 metre mesafe bulunan bu beş cami, iç liman kıyısı boyunca uzanmaktaydı. İç limanın aktif olarak kullanıldığı dönemlerde İzmir’e gelen bir gemi, anıtsal çarşı mimarisinin klasik örnekleri olan bu camiler tarafından karşılanmaktaydı.
