İzmir kent kimliğinin iki temel unsuru olan liman ve ticaretin nerede ve nasıl kesiştiği sorulacak olursa buna tek bir cevap verilebilir. O cevap da hanlardır. Çünkü doğudan deve kervanlarıyla taşınan malların Anadolu’daki son durağı ve batıdan gemilerle getirilen malların da Anadolu’daki ilk durağı, bu hanlardır. Bir bakıma, doğu ile batının kesişim mekânı olan hanlar, sadece ticaretin gerçekleştiği değil, aynı zamanda farklı kültürlerin bir araya geldiği, çok kültürlü ve çok dilli mekânlardı.
İzmir merkezli ticaretin hacmi arttıkça, bu ticaretin ihtiyaç duyduğu altyapı unsurlarının başında yer alan hanların sayısı da 17. yüzyılın ortalarından itibaren artmaya başlamıştır. Kâtip Çelebi Cihannüma adlı eserinde, İzmir’de 60 adet han olduğu bilgisini verirken 1671 yılında İzmir’i ziyaret eden Evliya Çelebi, 82 han olduğundan söz eder. 19. yüzyıl sonlarına gelindiğinde, 1891 yılı Aydın Vilayet Salnamesi’nden İzmir’deki han sayısının 147’ye ulaştığı görülür. Wolfgang Müller-Wiener tarafından 1982 yılında yayımlanan İzmir Çarşısı isimli çalışmada, 180 hanın varlığından söz edilmekte ve bu hanların listesi verilmektedir. Bozkurt Ersoy ise bu alanda yapılan tüm çalışmaları karşılaştırmalı olarak ele aldığı İzmir Hanları Üzerine Bazı Tespit ve İncelemeler adlı makalesinde han olarak adlandırılan depo yapıları hariç, İzmir’deki han sayısının 103 olduğunu tespit etmiştir.
İç liman, 17. yüzyılın ortalarında aktif olarak kullanılmaktaydı ve bu tarihlerde yapılan hanlar çoğunlukla denize kıyısı olan ya da denize yakın yerlerde inşa edilmişti. İç liman dolmaya başladıkça ve günümüzde Kemeraltı olarak bildiğimiz alan belirdikçe, yeni hanlar da bu alanda yapılmaya başlandı. İzmir’de ticaretin hacim ve çeşitlilik açısından zirveye ulaştığı 19. yüzyılın ortalarından itibaren artık Kemeraltı, büyük ölçüde günümüzdeki hâlini almış ve birbirinden farklı büyüklükte 100’den fazla hana ev sahipliği yapmaktaydı.
Liman ve ticaretin hayat bulduğu İzmir hanlarının büyük bir kısmı maalesef günümüze ulaşamamıştır. Kimisi büyüyen şehrin yeni ihtiyaçlarını karşılamak için yapılan imar çalışmaları sırasında yıkılmış, kimisi de ticaretin değişen yapısından ötürü işlevini yitirdiği için sahipleri tarafından yıktırılmıştır. Bugün ayakta kalabilen az sayıdaki tarihî İzmir hanları, kent kimliğinin ve hafızasının taşıyıcısı olan birer kültür mirası olarak zaman içerisinde değişen işlevleriyle İzmir’e hizmet vermeye devam etmektedir.





