İzmir’de ticarî faaliyetler geliştikçe sadece ülke içinden değil, ülke dışından da farklı milletlerden birçok insan fırsatları değerlendirmek için şehre göç etmiştir. Bu bağlamda İzmir’in en göç aldığı yerler, Batı Anadolu’nun diğer bölgeleri, Ege Adaları ve Yunanistan ana karası olmuştur. Rumlar, ticaret yapmak için İzmir’e göç ettikçe hâlihazırda İzmir’de yerleşik olan Rumlarla yeni gelen Rumların oluşturduğu topluluk da gitgide büyümüştür. Nitekim zamanla Rumlar, İzmir’de Türklerden sonra en fazla nüfusa sahip demografik grup hâline gelmiştir. I. Dünya Savaşı’nın hemen öncesinde 1914 yılına ait resmî kayıtlara göre, toplam nüfusu yaklaşık 640 bin olan İzmir’in 380 bini Türk, 220 bini de Rum’du.
Sanayi Devrimi’yle birlikte fabrikaların hammadde ihtiyacının karşılanması önemli bir ticari faaliyet hâline gelmiş ve İzmir, 18. yüzyılın sonlarından itibaren, art bölgesiyle birlikte Avrupa sanayisi için kritik bir hammade tedarik bölgesi olarak öne çıkmıştır. Bu gelişme, içinde Avrupalı ve yerel tüccarların da olduğu, Batı Anadolu’nun içlerine kadar uzanan yeni bir ticaret ağını ortaya çıkarmıştır. Rumlar da bu ticaret ağında yerli tüccarlar olarak rol almış ve Avrupa ile yapılan ticaretin önemli bir bölümünü yönetir hale gelmişlerdir. Buna bağlı olarak artan refah, yeni inşa edilen yapılarla kendini göstermeye başlamıştır. Metropolitlik merkezi olan Aya Fotini Katedrali ve Çan Kulesi, İzmir’deki Rumların dinî merkezi olması açısından ayrı bir öneme sahiptir.
